İSLAM'DA KADIN 5

 

NETİCE İTİBARİYLE;

Kadının toplum üzerindeki etkisinin bu denli büyük olduğu bilinince bir toplumu bozmak isteyen yabancı güçler, bilhassa kadının bozulmasını hedef alacaklardır. Çünkü milli kültürü değiştirmek için “din” ve “dili” değiştirmek gerekmektedir. Din ve dilin yaşandığı mikro kurum ise ailedir. Aile bozulursa toplum ve devlet çöker. Kadının ahlakının bozulması seviyesinin düşürülmesi, ailenin bozulmasında büyük bir yere sahiptir. Bundan dolayı bir toplumu bir nesli yok etmek için kadınların ahlâken ve kültürel yönden yozlaştırılması yeterlidir, denebilir.

Bütün bunlar kadının eğitimini ve bu yönde yetiştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Öyle ise bir milletin saadeti, ailenin selâmeti ile, ailenin saadeti de kadının ıslahı iledir çıkarımına ulaşırız. Bu sebeple kadının öncelikli olarak kendisini yetiştirmesi gerekmektedir. Kul Sâdi şu dizelerinde bunu şöyle dile getirir:

“Yuvayı şen yapmak işidir elbet,

Kocasının sadık eşidir elbet,

Namuslu kadının değeri yüce,

Cemiyetin temel taşıdır elbet.”

O halde “kadın toplumun aynasıdır” dersek isâbet etmiş oluruz. Zira kadının yetişmişliği toplumun yetişmişliğidir.1 Toplumun seviyesini görmek için kadına bakmak yeterlidir.2 Örneğin üçüncü dünya ülkelerine baktığımızda kadın hor ve aşağı görülmektedir. Eğitim seviyesi de aynı şekilde düşüktür.3

Elbet değil nasibi mezellet kadınlığın,

Elbet değil melekliğin ümmidi zulm-ü şer,

Elbet sefil olursa kadın, alçalır beşer.4

Evet kadınlar derhal eğitime öncelikli olarak ağırlık vermelidir ve bunun için de evvel emirde bu ihtiyacı içlerinde derinden hissetmelidirler.5 Ancak bu ihtiyacın hissedilmesi ise kadın eğitiminin toplumsal bir ihtiyaç haline gelinceye kadar gündemde tutulması ile mümkündür.

Kadınların layık oldukları gerçek konumlarına kavuşabilmesi için, mücâdele edilmesi, -yalnızca kadının yerinin iyileştirilmesi için değil- İslâmiyetin de bütün yönleriyle tahakkuku için ve hayat bulması için gereklidir.6 Hatta bunu İslâm öngörmüş, tasvip etmiştir.7

Allah her iki cinse de iffetli olmalarını emrettiği halde asırlardır “fitne” oldukları gerekçesiyle, öğrenimleri yasaklanan8 ve kendileri için ilmi çalışma ortamı bulmakta zorlanan kadınlar bu yönde kendilerini yetiştirememişler ve toplumda erkeğin gerisine düşmüşlerdir. Hatta aklı ermez damgası vurularak bir cehâlet karanlığına terk edilmişlerdir. Oysa bilindiği üzere cehâlet kötülüklerin anasıdır. Eğer ki dinsiz veya ahlaksız bir yeni nesilden şikayet ediliyorsa9 esas sorumlusu, onları yetiştiren annelerdir. Dini ve ahlaki eğitimi vermeyerek azgın bir nesil yetiştiren annelerin sorumlusu ise onların eğitimine ket vuran toplumdur. Bugün İslâm toplumu açısından ister maddi güç olan yönetimin ve isterse manevi güç olan toplumun önyargısı olan kültürün nüfusun büyük bir kısmını teşkil eden kadınları haklarından mahrum bırakacak engeller koyması, toplumun geleceği açısından büyük bir yanlıştır. Çünkü kadının okutulmaması ve kendisini ifade edeceği sosyal faaliyetlerden geri bırakılması kadının diri diri cehâlet toprağına gömülmesi demektir. Böyle bir durumun varlığı günümüz çağdaş dünyasında ise bağnaz bir statükonun hala devam ettiği anlamına gelmektedir. Unutmamak gerekir ki kabiliyetler ancak rahat bir ortamda yetişirler. Bu konuda Tevfik Fikret’in bir kız mektebinin açılışında söylediği şu sözler altın harflerle yazılmalıdır:

“Kızlarını okutmayan bir millet, oğullarını manevi öksüzlüğe mahrum etmiş demektir, Hüsranına ağlasın...”10

Sonuç olarak şunu diyebiliriz: Kadınlarımız üstlendikleri rollerini en iyi şekilde îfa ederlerse, neticede İslam toplumu, kültürlü ve şuurlu yeni bir nesille gelecek aydınlık günlere doğru hızla ilerleyecektir. Ancak kadınlarımız üzerlerine düşen bu önemli görevleri yapabilmek için önce kültürün menfi bakışından kendilerini kurtaracak ilmi bir seviyeyi yakalamak için mücadele etmeliler ve toplumun diğer fertleri de bu konuda kendilerine her türlü desteği sağlamalıdırlar.

O halde konuyu bağlayacak olursak, İslâmda kadın ve erkek ilişkilerinde bazı mahremiyet kısıtlamaları getirilmesine karşın kadına, aile ve toplum için ifa edeceği görev ve kendi yapısının ve ortamının gerektirdiği şartlar sebebiyle kısıtlama değil farklı sorumluluklar verilmiştir. Fakat kültürümüzün kadına menfi bakışı sebebi ile kadın toplumsal faaliyetlerin pek çoğundan ve hatta toplumdan soyutlanmıştır.

Günümüz çağdaş dünyasında ise bilim ve teknikteki ilerleme ve gelişmelerin toplumun her katmanına belli ölçülerde yansımasına paralel olarak kadınların, bilim, siyaset, ticaret ve kamu hizmetleri alanında daha aktif ve yaygın rol oynamaya başladığını görmekteyiz.

Bilim ve teknolojik ilerlemenin boy gösterdiği İslam toplumlarında da kadının sosyal alandaki konumu tartışılır olmuş ve asrı saadet dönemindeki en büyük hadis ravilerinden ve fıkıh alimlerinden biri olarak kabul edilen Hz. Aişe örneği daha sık gündeme gelmeye başlamıştır.

Görsel basın ve yayın araçlarıyla batı ülkelerindeki hemcinslerinin sosyal yaşamlarını ve faaliyetlerini gören İslam toplumlarındaki kadınlar da artık erkeğinin hizmetçisi ve onun çocuğunun bakıcısı olma konumundan sıyrılmak ve sosyal yaşamda etkin ve saygın bir yerde olmak için amacını da aşan bir çaba içine girmişlerdir. Avrupai tarzdaki böyle bir çabanın neticesi ise kadın-erkek arasındaki geçimsizliklerin artması ve buna bağlı olarak da boşanmaların artması ve toplumun sosyal düzeninin bozulması demektir.

Bu duruma sebebiyet vermemek için kadınlarımızın çağdaş değerlerle eğitilmesinin yanında toplumda kadının sahip olduğu “annelik” gibi ulvi bir değere herkesim tarafından gerekli saygının gösterilmesi gerekmektedir. Ayrıca aile içinde ve toplumda işbölümü çerçevesinde yapılan her bir işin dahi toplum nezdinde itibar görmesi sağlanmalıdır.

Yukarıdaki izahatımız çerçevesinde kadının toplumdaki öncelikli rollerini derleyecek olursak bunlar; eğitim ve terbiye edicilik rolü, tebliğ rolü, telkin ve yönlendiricilik rolü, yöneticilik rolü, ahlaki düzeni sağlayıcılık rolü ve toplumsal vazifelere iştirak rolüdür. Eğer İslam toplumlarında kadınlar, bu öncelikli rolleri ile ilgili olarak eğitilip hakkıyla ve layıkıyla kendilerinden bu alanda hizmet alınabilmesi mümkün olursa işte o zaman İslam toplumlarının sosyal, kültürel, bilim ve teknolojik alandaki dev hamlelerini yapmalarına hiçbir engel kalmayacaktır.

 

Fatma KÖKSAL

 

 

1 Bir kadının terbiyesi evladının terbiyesinden, dirâyeti de evladının kifâyetinden anlaşılır. (Bkz. M. Zeki Pakalın, Tarih Boyunca Kadın Erkek Dedikoduları s.74.)

2 Orhan Çaplı, İnsanın İç Dünyası, s.136; Abdulhak Hâmit, ise “ Bir milletin nisvanı, derece-i terekkisinin mizanıdır” demiştir.” (Bkz. M. Zeki Pakalın, Tarih Boyunca Kadın Erkek Dedikoduları, s.49.)

3 Erol Zeytinoğlu, “İslâm Ülkelerinin Ekonomik Kalkınmalarında Bilginin Önemi”, Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi, s.84-85, say.2, İstanbul 1995.

4 M. Tevfik Fikret, “Hemşirem için”, Rubâb-ı Şikeste, s.290, İstanbul 1945.

5 Bunun en güzel misâlini Rasûlullâh döneminde görüyoruz. Sahâbiye kadınlar bilgi ve görgülerini geliştirmek için ona baş vuruyor ve şöyle diyorlardı: “...’Ya Rasûlallâh erkekler, seni dinlemede bizden daha fazla yararlanıyorlar, onlara tahsis ettiğin gibi bize de ayrı bir gün tahsis et.’ Rasûlullah da onlara bir gün tahsis etti.” (Bkz. Sahîh-i Buhârî, ilim 32, Cenâiz 6; Ebû Dâvut, Salât 242; İbn Mâce İkâme 155.) Muhammed Hamidullah, Peygamber (SAS) döneminde sosyal hayatın gereği kültür düzeylerini yükseltmek ve ilmi seviyelerini artırmak için göstermiş oldukları bu gayreti yayınladığı kitabında şöyle ifâde ediyor: “Kadınlar Rasûlullâh (SAS) tarafından özel bir ihtimam ve yetiştirilmeye tâbi tutulmuşlardır. Buhârî’nin belirttiğine göre haftanın bir gününü tamamen onlara tahsis etmiş, bu günde sâdece onlara hitâp etme ve onların suallerine cevap vermeye çalışmıştır. Muhammed (SAS)'in’zevceleri de bu gayret ve çalışmada vazife alıyorlardı. Bilindiği gibi zevcesi Hafsa okuma ve yazma bilmekteydi. Onun zevcelerinden bir diğeri olan Âyşe hukuk alanında yüksek bilgiye sahip olmuş ve daha sonraki devrelerde, hattâ en âlim erkek hukukçular tarafından bile hukuki bilgisinden istifâde edilmek üzere devamlı ziyaret edilip istişârî mütalaâlarına müracaat olunmuştur. Aynı şekilde Âyşe ‘şiir’, ‘tıp’, ‘arap tarihi’ ve arabistan kabîlelerinin ‘ensâb’ şecereleri vs. üzerinde de üstünlük sağlamıştır.” (Bkz. Muhammad Hamidullah, İslam Peygamberi, terc. Salih Tuğ, İstanbul 1990, c.II, s.772-773.)

6 Hîbe Raûf İzzet, el-Mer’etü ve Amelü’s-Siyâsî Rü’yeti İslâmiyye, s.115, 1.b, Herndon (USA) 1995.

7 Mücâdele sûresi, örnek bir müslüman hanımın hakkını elde edebilmek için gösterdiği çabayı anlatan bir sûredir. Siyâsi otoritenin itirazına rağmen mücâdele eden bu kadın Allah’ın takdirine mazhar olmuştur. (Bkz. Salih Akdemir, “Tarih boyunca ve Kur’ân-ı Kerîm’de Kadın”, İslam’da Kadın Hakları,c.I, s.137.Ankara 1993.) Âyet için bkz. K. (58) Mücâdele 1-2.

8 Geniş bir açıklama için bkz. Muhammed Gazâlî, Fıkıhçılara ve Hadîsçilere Göre Nebevî Sünnet, s.67-83, terc. Ali Özek, İstanbul 1998.

9 “Yeni kültür değerleriyle, İslâm adı verilen- fakat hakiki İslâm olmayan bu mirasın çelişmesi, fikri ve siyasi alanlarda yeni neslin İslâmdan yüz çevirmesinin ve onu tanımanın en büyük sebeplerinden biridir. Bu nesil hükmü eline geçirince, her türlü yabancı itikâdi nizamların İslâm toplumuna girmesine yol açmış ve kendisi de onlara tâbi olmuştur.” Sami Şener, “İslâm Toplumu ve Değişimi”, 1. Kur’ân Haftası Kur’ân Sempozyumu, 03-05 Şubat 1995, s.344, Ankara 1995.

10 Şefika Kurnaz, 2. Meşrutiyet Döneminde Türk Kadını, s.91, Ankara 1984.

 


 

BİBLİYOĞRAFYA

Aclûnî, Ebû’l-Fidâ İsmâil b. Muhammed (v.1162 h.), Keşfü’l-Hafâ ve Müzîlü’l-İlbâs Ammâ İştehere mine’l-Ehâdîsi alâ Elsineti’n-Nâs, Tahk: Ahmed el-Kallâş, c.II, Halep ts

Afzalur Rahman, Hz. Muhammed / Sîret Ansiklopedisi, terc.Mustafa Aykaç, Yusuf Balcı, Talha Özkök, Ergin Öztürk, Sâmi Şener, Necdet Şensoy, c.VI, İstanbul 1996.

Akdemir, Salih, “Tarih Boyunca ve Kur’ân-ı Kerîm’de Kadın”, İslâm’da Kadın Hakları,c.II, Ankara 1993.

Alagaş, Mehmet, Kadının Onuru, 4.Baskı, İzmir 1995.

Âmûlî, Cevadî, Celâl ve Cemâl Aynasında Kadın, terc. Ejder Okumuş, İstanbul 1996.

Arat, Necla, Türkiye’de Kadın Olmak, İstanbul 1996.

Bardakoğlu, Ali, “Cahiliyye Döneminde Kadın”, Sosyal Hayatta Kadın, İstanbul 1996.

Bayraktar, Faruk, “Ailenin Eğitim Görevi”, Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi, say.2, İstanbul 1995.

Bediüzzaman, Said Nursi, Hanımlar Rehberi, haz.Abdulaziz Hatip-İsmail Mutlu, İstanbul 1996.

Bilgiseven, Amiran Kurtkan, “İçtihat Yetersizliğinden Doğan Problemler”, Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi,say.2, İstanbul 1995.

el-Buhârî, İmâm Muhammed Ebû Abdillah b. İsmâil, Sahîh-i Buhârî, 2.Baskı, İstanbul 1992.

Cevâd, Ali, el-Mufassal fî Târihi’l-Arab Gable’l-İslâm, c.X, Beyrut 1980.

Cüceloğlu, Doğan, İnsan ve Davranışı -Psikolojinin Temel Kavramları-, 6.Baskı, İstanbul 1996.

Çalışkan Hasan, Örtünme ve Çıplaklık, 5.Baskı, Konya 1995.

Çaplı, Orhan, İnsanın İç Dünyası, Ankara 1992.

Daryal, Ali Murat, Dini Hayatın Psiko-Sosyal Temelleri, İstanbul 1994.

Dyer T.F. Thıselton, folklore of Women, Scotland 1990.

Ebû Dâvûd, Süleymân b. Eş`âs, Sünen-i Ebî Dâvûd, 2.Baskı, İstanbul 1992.

Ebû Huceyr, Mecîd Mahmûd, el-Mer’e ve Hukûku’s-Siyasiyye fi’l-İslâm, Riyad 1997.

Enginün, İnci, Halide Edib Adıvar, Ankara 1986.

Elmalılı, Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, c.IX, İstanbul 1971.

Etöz, Abdulkadir, “İslam’da Kadının önemi ve Yeri”, İslam’da Aile ve Çocuk Terbiyesi, say.2, İstanbul 1996.

Fayda, Mustafa, “Aişe, T.D.V. İslâm Ansiklopedisi.

Fikret, Mehmet Tevfik, Rubâb-ı Şikeste, 2.Baskı, İstanbul 1945

Gazâlî, Muhammed, Fıkıhçılara ve Hadisçilere Göre Nebevî Sünnet, terc. Ali Özek, İstanbul 1998.

Güler, İlhami, “Kur’an’da Kadın Erkek Eşitsizliğinin Temelleri”, İslâmî Araştırmalar (Kadın Sayısı), c.IV, say.4 (Ekim), İstanbul 1991.

Ğırâ, Muhammed Alî, İ`dâdü’l-Mer’etü’l-Müslimetü fi’l-Kitâbi ve’s-Sünneti, Mısır 1980

Hamidullah, Muhammad, İslam Peygamberi, terc. Salih Tuğ, 5.Baskı, İstanbul 1990.

el-Hâşimî, Muhammed Alî, Şahsiyyetü’l-Mer’eti’l-Müslimeti Kemâ Yesûğuhüme’l-İslâmi fi’l-Kitâbi ve’s-Sünne,Beyrut 1994.

Hatiboğlu, Mehmet S., “İslâm’ın Kadına Bakışı”, İslâmi Araştırmalar(Kadın özel Sayısı), c.IV, say.4 (Ekim), Ankara 1991.

Hitti, Philip, Siyâsî ve Kültürel İslam Tarihi, çev. Salih Tuğ, c.II, İstanbul 1989.

İbn Hacer, Ebû’l-Fazl Şihâbuddin Ahmed b. Alî el-Askalânî eş-Şâfiî (v.852 h.), Telhîsu’l-Habîr fî Tahrîci Ehâdîsi’r-Râfi`i’-Kebîr, Tahk: Şa`ban Muhammed İsmâil, c.IV, Kahire 1979.

İbn Mâce, Ebû Abdillâh Muhammed, Sünen-i İbn Mâce, 2.Baskı, İstanbul 1992

İzzet Hîbe Raûf, el-Mer’etü ve Amelü’s-Siyâsî Rü’yeti İslâmiyye, Hemdon (USA) 1995.

Köksal, M. Âsım, İslâm Tarihi/ Hz. Muhammed (AS) ve İslâmiyet / Mekke Devri, İstanbul 1981.

-İslâm Târihi / Hz. Muhammed (AS) ve İslâmiyet / Medine Devri, c.XI, İstanbul 1981.

Kutup, Muhammed, İslamın Etrafındaki Şüpheler, yrs. ts.

Müslim, Ebû Hüseyin b. Haccâc, el-Câmiu’s-Sahîh, 2.Baskı, İstanbul 1992.

Nasîr, Âmine Muhammed, el-Mer’etü’l-Müslimetü Beyne Adli’t-Teşrî`i ve Vâkı`i’t-Tatbîkî, yrs., ts.

en-Neseî, Ebû AbdirrahmânAhmed b. Alî, Sünen-i Neseî, 2.Baskı, İstanbul 1992.

Ökiç, M. Tayyib, İslâmiyette Kadın Öğretimi, Ankara 1979.

Önkal, Ahmet, Rasûlüllâh’ın İslâm’a Da’vet Metodu, 2.Baskı, Konya 1984.

Pakalın, M. Zeki, Tarih Boyunca Kadın Erkek Dedikoduları, İstanbul 1949.

Randall, Vıcky, Women Politics/ an İnternational Perspective, 2.Baskı, London 1987.

Reşîd Rızâ, Muhammed, Hukûku’n-Nisâ fi’l-İslam, Kahire 1985.

-Nidâün li’l-Cinsi’l-Latîf, Yevme Mevlûdi’n-Nebiyyi’ş-Şerîfi fi Hukûku’n Nisâ’ fi’l-İslam, Kahire 1985.

Roger, Garaudy, İslâm ve İnsanlığın Geleceği, çev. Cemal Aydın, İstanbul 1990.

Saktanber, Ayşe, “Türkiye’de Medyada Kadın: Serbest Müsait Kadın veya İyi Eş, Fedakar Anne”, 1980’ler Türkiye’sinde Kadın Bakış Açısından Kadınlar, Haz. Şirin Tekeli, 2.Baskı, İstanbul 1993.

Şener, Sami, “İslam Toplumu ve Değişimi”, 1. Kur’ân Haftası Kur’an Sempozyumu 03-05 Şuubat 1995 / Kur’ân’ın Aydınlığına Doğru, Ankara 1995.

eş-Şevâribî, Abdulhamîd, el-Hukûku’s-Siyâsiyye li’l-Mer’eti fi’l-İslâm, İskenderiye ts.

et-Tirmizî, Muhammed b. Îsâ, Sünen-i Tirmizî, 2.Baskı, İstanbul 1992.

Uludağ, Süleyman, Felsefe Din İlişkileri, İstanbul 1985.

Yağmurlu, Mustafa, Çağımızda Kadın Sorunu, 3.Baskı, İstanbul 1984.

Zeydân, Abdulkerîm, el-Mufassal fi Ahkâmi’l-Mer’e ve’l-Beyti’l-Müslimi fi’ş-Şerî`ati’l-İslâmiyye, c.XI, 2.Baskı, Beyrut,1994.

Zeytinoğlu, Orhan, “İslâm Ülkelerinin Ekonomik Kalkınmalarında Bilginin Önemi”, Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi, say.2, İstanbul 1995.

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !